Agatha Christie’nin Kayıp 11 Günü, Eczanedeki Zehirler ve Bir Tabak İngiliz Scone’u

Okuma Müziği Önerisi: Bu yazıyı arkada Fred Astaire’den Cheek to Cheek çalarken okumanız, mutfaktaki İngiliz asaletini ve çayın demlenme hızını iki katına çıkarabilir.

Eşarp, Terk Edilmiş Bir Araba ve Oteldeki Sahte Kimlik

O la la! Cinayetin, zehirlerin ve ters köşe finallerin kraliçesi Agatha Christie…

Takvimler 1926 yılının Aralık ayını gösterdiğinde Christie’nin hayatı, kendi romanlarından çıkmış gibi görünen bir gizeme dönüştü.

Annesini kısa süre önce kaybetmişti. Evliliği dağılıyordu. Kocası Archie Christie başka bir kadına, Nancy Neele’e âşık olmuştu.

Derken Agatha bir gece evinden çıktı ve ortadan kayboldu.

Arabası ertesi sabah terk edilmiş hâlde bulundu. İngiltere çapında büyük bir arama başladı; basın hikâyenin peşine düştü, halk türlü teoriler üretti.

Fakat Agatha yoktu.

Ta ki 11 gün sonra Harrogate’deki bir kaplıca otelinde bulunana kadar.

Daha da tuhafı, otele Theresa Neele adıyla giriş yapmıştı.

Neele.

Yani kocasının âşık olduğu kadının soyadı.

Christie bulunduğunda kocasını hemen tanımadı. Yaşananların amnezi, travma veya başka bir psikolojik durumla bağlantılı olabileceği düşünüldü. Kendisi ise hayatının bu dönemi hakkında sonradan neredeyse hiç konuşmadı.

Dolayısıyla edebiyat tarihinin en büyük polisiye yazarlarından biri, kendi hayatındaki en meşhur gizemlerden birini çözümsüz bıraktı.

Ama Agatha’nın Zehirlerle İlişkisi Hiç de Gizemli Değildi

Birinci Dünya Savaşı sırasında Agatha Christie önce gönüllü hemşire olarak çalıştı, ardından hastane dispanserine geçti.

Burada ilaçların hazırlanmasını, dozlarını ve yanlış kullanıldıklarında neler yapabileceklerini öğrendi.

Başka bir deyişle, ileride romanlarında kullanacağı cinayet araçlarının bir kısmıyla mutfakta değil ama ona oldukça benzeyen başka bir tezgahta tanıştı:

Eczane tezgâhında.

Christie’nin zehirleri romanlarında bu kadar inandırıcı kullanabilmesinin önemli nedenlerinden biri buydu.

Arsenik, siyanür, striknin…

Onun dünyasında masum bir fincan çayın yanında duran şekerlik bile şüpheli görünmeye başlayabilirdi.

Neyse ki gerçek hayatta Christie’nin zevkleri biraz daha güvenliydi.

Özellikle konu krema olduğunda.

Cinayeti Bir Kenara Bırakıp Çay Koyalım

Agatha Christie Devon’da doğdu ve çocukluğunun İngiliz çay sofralarında scone, kek, reçel ve bol miktarda krema hiç de yabancı değildi.

Dolayısıyla bu yazıda kimseyi zehirlemiyoruz.

Onun yerine çayı koyuyor ve sıcak scone hazırlıyoruz.

Ama bir şartla:

Scone’u merdaneyle ezip fırında kurutana kadar bırakırsanız ona İngiliz çöreği demiyoruz.

O, kurabiye olmaya çalışırken yolunu kaybetmiş bir taştır.

Gerçek bir scone’un dışı hafifçe gevrek, içi yumuşak olmalı ve ortadan ikiye rahatça ayrılmalıdır.

Şipşak İngiliz Scone Reçetesi

Malzeme Çantası

Scone için:

  • 2 su bardağı un
  • 1 yemek kaşığı kabartma tozu
  • 3 yemek kaşığı şeker
  • 1 çimdik tuz
  • 115 gram çok soğuk tereyağı, küp küp doğranmış
  • Yaklaşık 1/2 su bardağı soğuk krema veya buttermilk
  • İsteğe bağlı olarak 1/2 su bardağı kuru üzüm

Servis için:

  • Çilek reçeli
  • Clotted cream veya yoğun kaymaklı krema

3 Adımda İhtiras Reçetesi

1. Kum Tekniği

Unu, kabartma tozunu, şekeri ve tuzu geniş bir kapta karıştırın.

Buz gibi tereyağı küplerini ekleyin. Parmak uçlarınızla tereyağını una yedirin ama hamuru yoğurmayın. Karışım iri kum tanelerini andırdığında durun.

Tereyağının soğuk kalması önemli; fırındaki o güzel katmanların sırrı burada.

2. Hafif Dokunuş

Soğuk kremayı ve kullanıyorsanız kuru üzümleri ekleyin.

Spatulayla yalnızca hamur bir araya gelene kadar karıştırın. Tezgâha alın ve elinizle nazikçe 2–3 cm kalınlığında bir disk oluşturun.

Yuvarlak bir kalıp veya bardak ağzıyla kesin.

Hamuru ne kadar az hırpalarsanız scone o kadar mutlu olur.

3. Fırın Operasyonu

Scone’ları fırın tepsisine dizin ve üzerlerine çok az krema sürün.

Önceden 200°C’ye ısıtılmış fırında yaklaşık 12–15 dakika, üstleri hafifçe altın rengine dönene kadar pişirin.

Fırından çıkar çıkmaz bütün tepsiyi yememeye çalışın.

Mutfak FM Püf Noktası

Şimdi İngiltere’nin yıllardır çözemediği asıl meseleye geldik.

Önce krema mı, reçel mi?

Devon geleneğinde scone’un üzerine önce clotted cream, ardından reçel gelir.

Cornwall’da ise önce reçel, sonra krema sürülür.

Agatha Christie Devon doğumlu olduğuna göre bugün tarafımız belli:

Önce krema. Sonra çilek reçeli.

Scone’u elinizle ikiye ayırın, kremayı cömertçe sürün, reçeli ekleyin ve çayı koyun.

Agatha Christie’nin 11 günlük kayboluşunun sırrını çözemeyebiliriz.

Ama iyi bir scone’un sırrı çok daha kolay:

Soğuk tereyağı, az müdahale ve bol krema.

Afiyet olsun. Aşkla ve biraz gizemle yiyin.

Paylaşmak güzeldir