Antik Roma’da Fare Dolması, Sahte Yemekler ve Ölümcül Ziyafetler

Antik Roma’da zengin bir sofranın amacı yalnızca insanları doyurmak değildi.

İyi bir ziyafet ev sahibinin servetini, bağlantılarını ve dünyanın dört bir yanından ne kadar tuhaf yiyecek getirtebildiğini göstermenin yollarından biriydi. Özellikle seçkinlerin sofralarında nadir hayvanlar, pahalı deniz ürünleri ve gösterişli sunumlar statünün bir parçasıydı.

Ve bazen menü, bugünün insanına bakınca gastronomiden çok bir meydan okuma gibi görünüyor.

Önce Şu Kusma Odası Meselesini Çözelim

Antik Roma hakkında anlatılan en meşhur hikâyelerden birini muhtemelen duymuşsunuzdur:

Romalılar büyük ziyafetlerde midelerini doldurur, sonra vomitorium denilen özel odalara gidip kendilerini kusturur ve tekrar yemek için masaya dönerlermiş.

Hikâye mükemmel.

Sorun şu ki vomitorium kusma odası değildi.

Kelime, büyük Roma yapılarında — özellikle tiyatro ve amfitiyatrolarda — kalabalığın hızla girip çıkmasını sağlayan geçitler için kullanılıyordu. Yani vomitorium’un “çıkardığı” şey akşam yemeği değil, insan kalabalığıydı.

Romalı seçkinlerin aşırı yiyip içtiğine dair antik anlatılar elbette var. Fakat her ziyafet salonunun yanında insanların kuş tüyüyle kendilerini kusturduğu özel bir oda bulunduğu fikri, Roma tarihinin en dayanıklı şehir efsanelerinden biri.

Gerçek Roma sofraları zaten bu efsaneye ihtiyaç duymayacak kadar tuhaftı.

Menüde Bugün Ne Var? Uyur Fare.

Mesela uyur fare dolması.

Ve hayır, bu kısmı uydurmuyoruz.

Roma mutfağından günümüze ulaşan Apicius adlı yemek derlemesinde glires, yani uyur fare için açık bir tarif bulunuyor. Hayvanın içi domuz kıyması, kendi etinden parçalar, biber, kuruyemiş, laser ve balık sosuyla dolduruluyor; ardından fırında veya başka bir pişirme kabında hazırlanıyordu.

Dahası, Romalıların bunları yemek için özel olarak yetiştirdiğine ilişkin hem yazılı hem de arkeolojik kanıtlarımız var. Glirarium adı verilen kaplar, uyur fareleri besleyip semirtmek için kullanılıyordu.

Yani Roma ziyafetindeki farenin yanlışlıkla mutfağa girdiğini düşünmeyin.

Davetliydi.

Bir Sofra Neden Bu Kadar Tuhaf Olur?

Çünkü Roma’nın seçkin sofralarında tuhaflık aynı zamanda bir servet gösterisiydi.

Sülünler, ötücü kuşlar, istiridyeler, ıstakozlar, geyik, yaban domuzu ve tavus kuşu gibi pahalı veya zor bulunan yiyecekler, ev sahibinin ekonomik gücünü göstermesine yardımcı oluyordu. Hatta bazı aşırı lüks yiyeceklerin tüketimini sınırlamaya çalışan yasalar bile vardı.

Domuz memesi de gerçekten seçkin sofralarında tüketilen yiyeceklerden biriydi.

Dolayısıyla Roma ziyafetinin mantığı biraz şuna benziyordu:

“Bunu yemek gerekli mi?”

Hayır.

“Herkes bunu bulabilir mi?”

Hayır.

“O hâlde masaya getirin.”

Sonra Elagabalus Geliyor

Roma’nın tuhaf ziyafet hikâyelerini anlatıp İmparator Elagabalus‘u dışarıda bırakmak neredeyse imkânsız.

MS 218–222 yılları arasında hüküm süren genç imparator hakkında antik kaynaklarda inanılmaz ziyafetler anlatılır.

Özellikle Historia Augusta, Elagabalus’un misafirlerine bazen gerçek yemeklerin yerine balmumu, ahşap veya başka malzemelerden yapılmış taklitlerini sunduğunu; sofralarında aşırı pahalı ve garip yiyeceklerle gösteriler düzenlediğini aktarır.

Ama en meşhur hikâye çiçeklerle ilgilidir.

İmparatorun Ölümcül Çiçek Yağmuru

Historia Augusta‘ya göre Elagabalus, hareketli bir tavana sahip ziyafet salonunda konuklarının üzerine öylesine çok menekşe ve başka çiçekler döktürmüştü ki bazıları çiçeklerin altından çıkamayarak boğulmuştu.

Hikâye daha sonra ressam Lawrence Alma-Tadema’nın 1888 tarihli ünlü The Roses of Heliogabalus tablosunda dev bir gül yaprağı yağmuruna dönüştü.

İşte bugün internette gördüğümüz “Roma imparatoru misafirlerini gül yapraklarıyla öldürdü” hikâyesinin büyük ölçüde buradan gelen görüntüsü bu.

Fakat burada küçük değil, kocaman bir tarih dipnotu gerekiyor.

Historia Augusta, Elagabalus’un ölümünden çok sonra yazılmış ve modern tarihçilerin ayrıntıları konusunda son derece temkinli yaklaştığı bir kaynak. Üstelik eserin kendisi bile Elagabalus hakkında anlatılan bazı inanılmaz hikâyelerin onu kötülemek amacıyla uydurulmuş olabileceğini kabul ediyor.

Yani çiçek yağmuru hikâyesini şöyle anlatmak daha doğru:

Antik kaynak bunu söylüyor. Gerçekten yaşandığını ise bilmiyoruz.

Ama uyur fare?

O konuda elimizde tarif bile var.

Roma Sofrasından Çıkarken

Antik Roma’nın zengin sofralarına bakınca gerçekle efsaneyi birbirinden ayırmak bazen zor.

Vomitorium kusma odası değildi.

Elagabalus’un misafirlerini çiçeklerle öldürdüğünden emin değiliz.

Ama Romalıların uyur fareleri özel kaplarda besleyip içlerini doldurarak pişirmesi gerçekten yaşandı.

Belki de tarihin en tuhaf tarafı bu.

Uydurulan hikâyeler bazen gerçeklerden daha az garip.

Paylaşmak güzeldir